Motivasyon Profilinin Açıklaması

2. İç Motivasyon – Dış Motivasyon Boyutu:

İçsel bir motivasyonla hareket eden bireyler, daha çok başarıdan dolayı içsel bir tatmin duygusunun peşindedirler. Bu insanlar dışsal ödüllere pek değer vermezler, genellikle bir şeyleri başarmış olmanın tatmini için çalışırlar. Onlar için sonucun niteliği, yani sonucu elde etmiş olmak başlı başına bir ödüldür. Dış motivasyonu yüksek bireyler ise bir hedef peşinde koşmak için öncelikle o hedefin kendisine sağlayacağı “dışsal” faydalara bakar. Ödüllerin niceliği ve kendisine sağlayacağı yarar onlar için daha önemlidir.

       En son bulgulara göre içsel motivasyonu ağırlıklı kişilere dışsal nitelikli ödüller verildiğinde yaratıcılıkları ve motivasyonları zayıflamakta ve bir süre sonra ödüle bağımlı hale gelmektedirler. O nedenle içsel motivasyonu yüksek birine herhangi dışsal bir koşullayıcı sunulmamasına dikkat edilmelidir.

       Uzun süreli motivasyon sağlamak için önemli olan kişinin iç ve dış motivasyonu hedefe ulaşmada dengeli şekilde  kullanabilmesidir. Kendinize, içsel güdülerinizin yanına dışsal zorunluluklar da koyarak sonuç almayı büyük olasılıkla garantileyebilirsiniz. Örneğin yabancı bir dil öğrenmeyi çok istiyorsunuz, bunu yapabilmeniz için kendinizi dışarıdan zorlayacak ve sizi zorunlu bırakacak bir kursa gidebilir ya da arkadaşlarınızla bir konuşma grubu oluşturabilirsiniz.

 

2. İç Referans – Dış Referanslılık Boyutu:

       İnsanların en temel işlerinden birisi de ne yapılıp ne yapılmayacağına ya da nasıl yapılacağına karar vermektir. Bazı insanlar kararlarını içsel kriterlere, bazılarıysa dışsal kriterlere dayandırarak verirler. Karar verirken kişinin kullandığı bu kriterlere referans kalıbı denilmektedir. İçsel referans kalıbını kullanan kişiler, karar ve eylemlerini içsel kriterlere dayandırır. Karar zamanlarında içe dönerler ve daha önceki deneyimlerine göre çeşitli seçenekleri değerlendirirler. Geri beslemeye ihtiyaç duymazlar. Dış referans kalıbını kullanan kişiler ise, karar ve eylemlerini dış dünyadaki insanlar, olaylar, inançlar ve görüşlere dayandırırlar. Bu insanların kendilik algıları büyük ölçüde diğer insanların kendisi hakkında ne söylediğine veya ne düşündüğüne bağlıdır. Karar vermesi gerektiğinde dışa döner ve başkalarının düşüncelerine veya dış verilerden öğrendiklerine göre çeşitli seçenekleri değerlendirirler. Geri beslemeye ihtiyaçları vardır. Sayıca az olmalarına karşın bazı insanlar her iki kalıbı da dengeli kullanırlar. Her iki özelliğin de gerektiği zamanlar vardır; ve gerektiğinde bir diğerini kullanabilme esnekliğini gösterebilmek kişiye doğru kararlar alma konusunda önemli avantajlar sağlamaktadır.

 

3. Pozitif-Negatif  Motivasyon Boyutu

       Motivasyon konusundaki temel varsayımlardan birisi de insanların, ya acıdan kaçınmak için ya da haz elde etmek için harekete geçtikleridir. Pozitif motivasyonla harekete geçen insanların temel amacı sonuçta sağlayacağı pozitif duygulardır. Kafalarında, yaşayacakları pozitif duyguların resmi vardır. Negatif motivasyonla harekete geçen insanlar ise bir şeylerin olumsuz etkilerinden kaçınmak ve uzak durmak için harekete geçerler. Akıllarına gelen resim, yaşayacakları olumsuz duygulardır ve bu onları oldukça endişelendirir. Örneğin sınava hazırlanan bir öğrenci o sınavdan elde edeceği başarıyla harekete geçerken, bir diğerinin amacı sınıfta kalmanın olumsuz etkilerinden kendisini kurtarmaktır. Sonuçta insanların çoğunluğu her iki nedenin bir birleşimiyle harekete geçseler de bu iki nedenden birisinin (özellikle de negatif motivasyonun) ağırlık taşıdığı akıllardan çıkarılmamalıdır. Geçmişte bir hedefe giderken yaşadığınız süreci hatırlamaya çalışın; daha çok olumszluklardan kaçınmak için mi yoksa ve olumlu deneyimleri yaşamak için mi kendinizi motive etmiştiniz?


4. Değerler Hiyerarşisi Boyutu

       Her birimizin temel güdüleri vardır. Genellikle de yaşamda bu güdüleri tatmin etmek için harekete geçeriz. En temel dört güdümüz “Güç”, “Başarı”, “Sevme-Sevilme”, “Bağımsızlık” gereksinimleridir. Çoğunlukla bu dördünün farklı oranlardaki bileşimiyle harekete geçer bu gereksinimleri belirli ölçülerde tatmin etmeye çalışırız.

       Araştırmalar yüksek başarı güdüsüne sahip olan bireylerin belirli şekillerde hareket etme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Buna göre bu bireylerde şu gibi özellikler görülmektedir:

  • Yüksek başarı gereksinimine sahip bu bireyler, başarılarını hesaplanan riskler alarak göstermek ihtiyacı hissetmektedirler.
  • Bu bireyler, hedefledikleri amaca doğru hangi düzeyde ulaştıklarını anlamak için hızlı ve kesin şekilde bir geri bildirim almak isterler.
  • Bu kişilerin başarıyla motive olmaları ve başarıdan büyük haz duymaları sıkça görülmektedir.
  • Bu bireyler zihinlerini sürekli şeklide hedeflerindeki şeyler meşgul etmektedirler.
  • Başarıya hedeflenen kişiler olarak kişisel sorumluluk almakta son derece kararlıdırlar.

Güç gereksiniminin temel göstergeleri şöyle belirtilebilir:

  • Diğer insanlar üzerinde etkisi olabilecek oldukça güçlü davranışlar sergilerler.
  • Özellikle bilgi toplayarak ya da başkalarını gözetleyerek, kontrol ya da denetim oluşturmak isterler.
  • Etki etmeye çalışarak, bir konuya inandırmaya, kabul ettirmeye, ya da bunu kanıtlamaya çabalarlar.
  • Açıkça istenmese bile tavsiyede bulunmak, desteklemek ya da yardım etmek isterler.
  • Başkalarını etkilemeye, manüple etmeye eğilimlidirler.

Sevme-Sevilme gereksiniminin temel göstergeleri şunlardır:

  • Diğer insanlara karşı olumlu, arkadaşça ya da çok yakın duygular sergilerler.
  • İlişkilerine önem verirler ve hayatlarının merkezine koyarlar.
  • Kimleri tanıyor oldukları ve kimler tarafından sevildikleri çok önemlidir.
  • Yardım etmek, yardımcı olmak gibi geliştirici davranışlarda ve cana yakın ilgide bulunmaya çalışırlar.

Bağımsızlık gereksinimine sahip olmanın davranışsal belirtileri şunlardır:

  • Diğer insanlardan bağımsız olarak yaşamak, çalışmak ve karar almak en büyük arzularıdır.
  • Başkalarından ve dış etkilerden uzak durma eğilimi gösterirler.
  • Tek başına çalışabilecekleri bireysel nitelikteki işlerde başarılı olurlar.
  • Bir başkası tarafından kontrol edilmeye karşı yüksek hassasiyetleri vardır.
  • Yaptıkları işlerin sıkı kurallara bağlı olmasını istemezler. Grupla çalışsalar bile özerk bir şekilde olmasını isterler.

 

5. İçe dönüklük – Dışa dönüklük Boyutu

       Her insan, kişiliğinin bir yönüyle içe veya dışa dönük bir yapı sergiler. Bu boyutta hangi yöne kaydığımız davranışlarımızı ve dolayısıyla motivasyon şeklimizi belirlemektedir. İnsanlar iç ve dış dünyalarından birinde ağırlıklı olarak daha çok vakit geçirirler. Bu durum insanlara enerji vermektedir. Jung’un “dışadönük” ve “içedönük” olarak ifade ettiği kavramlar, insanların ağırlıklı olarak tercih ettikleri, iç ve dış dünyalarında ne kadar yaşamak istediklerine göre bir ayrımı belirtmektedir. Çoğunlukla insanlar, kişilik boyutunun bu iki uç noktasının arasında bir dağılım gösterirler.

           Dışadönük insanlar, sürekli olarak dikkatlerini ve enerjilerini dış dünyaya yöneltirler. Devamlı şekilde başkalarıyla ilişkiler kurup, çevresiyle etkileşim içinde olurlar. Pek çok insan tanırlar, ortama çabuk uyum sağlarlar ve kolayca arkadaş edinip dostluk kurarlar. Dışa dönük insanlar toplum içinde çok rahat insanlardır; ve kişisel bilgilerini çekinmeden başkalarıyla paylaşabilirler.

            İçedönük insanlar, sürekli olarak dikkat ve enerjilerini kendi iç dünyalarına yöneltirler. Yalnız kalmaktan ve düşünceleriyle meşgul olmaktan hoşlanırlar, başkalarının dikkatini üzerlerine çekmek istemezler. Sosyal birliktelikleri küçük çapta kabul ederler. Arzu ve düşüncelerini seçkin birkaç kişiyle paylaşmayı isterler ve içe kapanık insanlardır.

  • Bir dışadönük kişinin ne düşündüğünü bilmiyorsanız onu dinlememişsiniz demektir. Çünkü onlar çoğu zaman konuşurlar. Ama eğer içedönük birinin ne düşündüğünü bilmiyorsanız, bunu ona sormamış ya da yanıt için yeterince beklememişsiniz demektir.
  • Dışadönük kişiye bir şey sorarsanız, genelde hemen konuşmaya başlarlar, çünkü onlar sesli düşünmekten hoşlanırlar. Aslında düşünmek için konuşmaya ihtiyaç duyarlar. İçedönük kişiler ise soruya cevap vermeden önce genellikle bir süre düşünürler, yanıtlarını ilk önce sessizce bir düşünüp öyle cevap verirler.
  • Dışadönük kişiler için armağanın niceliği (genişliği), içedönük kişiler için ise bir armağanın niteliği (derinliği) önemlidir.
  • Dışadönük kişiler, genellikle her şeyle ilgilenirler ama bu şeyler üzerinde fazla derin düşünmezler. Uzun analizlerden pek hoşlanmazlar. İçedönüklerin ilgilendikleri şeyler kısıtlıdır ama onlar her konuda derin düşünürler. İçedönük bir kişiyi ilgilendiği konularda konuşturmayı başarırsanız çok uzun süre konuşabilirler.
  • Dışadönükler sonradan düşünürler, hayatı yaşamadan anlayamazlar. İçedönükler ise her şeyi önceden düşünürler. Anlayamadıkları şeyleri yaşayamazlar.
  • Dışadönüklerin en büyük zaafları yüzeysel bir entelektüellik eğilimleridir. Ancak toplumsal ilişkilerde yeteneklidirler. Pratik çözümler ve eylemlerde başarılıdırlar. İçedönükler, kültürel etkinliklerde yeteneklidirler. Fikir ve soyut kavramların insanıdırlar. En önemli zaafları, hiç pratik olmama eğilimleridir.
  • Dışadönük insanların sayısının toplumda çok fazla olması nedeniyle avantajlıdırlar. Eğer dışadönüklük ya da içedönüklük konusunda hala kararsızlık yaşıyorsanız, kendinize şu soruyu sorun; “Eğer hayatımın sonuna kadar hangi tarafta olmak istediğimi seçmek istesem hangisini seçerdim?”


6. Esneklik- Yapısallık Boyutu

       İnsanlar kişilik boyutlarının bir şeklinde yapısal ya da esnek bir hayat tarzından birine eğilim gösterirler. Yapısallık faktörü, kişinin yaşamlarını düzenli ve yapısal bir şekilde yaşamalarını ve sorunları sürüncemeye bırakmadan çözümlemenin önemini ifade etmektedir. Hayata yönelik plan yapmayı, kontrol etmeyi ve düzenlemeyi arzulamaktadırlar. Esneklik faktörünü daha çok tercih edenler ise, hayatlarında esnek olmayı, ihtimalleri göz önünde bulundurmayı arzularlar; hayatı ve olayları kontrol etmekten çok onu anlamaya önem verirler.

  • Yapısalcı kişiler planlı ve düzenli bir dünya isterler, yapısal olarak kurgulanmış bir yaşam sürmeyi tercih ederler. Onlara göre hayatlarının kontrolü ellerinde olmalıdır ve bu yönde kararlar almalıdırlar. Olayları siyah beyaz görme eğilimindedirler, meselenin siyah ya da beyaz tarafından sonuca ulaşmalıdırlar. İkisini de içinde barındıran ya da ikisini de dışlayan bir çözümü görmekte zorlanırlar. Sorunlar sonuçsuz bırakılmayıp çözümlendiğinde çok mutlu olurlar. Karar veren kendileri olmasa bile bu böyledir. Mutlaka uyumlu olmak zorunda değildir ve genellikle sürprizlerden hoşlanmazlar.
  • Esneklik arayanlar ise dünyanın esnek olmasından hoşlanırlar, işleri olağan akışına bırakma eğilimleri vardır. Yapısallıktan hoşlanmazlar, yeniye uyum sağlamayı ve durum değiştirmeyi severler. Karar verme aşamasında erteleme eğilimi gösterirler ve sorunları askıda bırakıp kararı geciktirirler. Esneklik arayanlar hemen yapılması gerekmeyen veya karara varılması gerekmeyen her işi beklemeye alırlar. Ancak bu anlayışları pek çok fırsatı kaçırmalarına da neden olabilmektedir. Onlar için olaylar gri renktedir ve yaşamlarında karşılarına çıkan beklenilmeyen durumlardan hoşnutluk duyarlar.
  • Yapısalcı kişiler, odaklandıkları hedefe zamanında varmaya çalışırlar. Oysa esneklik arayanlar hedefe giderken karşılarına çıkabilecek yeni koşulları göz önünde tutarak, hedef ve hareket tarzlarını değiştirebilirler. Yapısalcı kişiler için önemli olan görevi tamamlamaktır; işe yöneliktirler. Projeleri bitirmekle tatmin olurlar. Esneklik arayanlar içinse önemli olan görevin nasıl tamamlanacağıdır, sürece yöneliktirler. Projelere başlamakla tatmin olurlar.
  • Yapısalcı kişiler, meraklı olmaktan çok kararlıdırlar. Her şeyin bir an evvel kararlaştırılması ve yerli yerine oturmasından yanadırlar. Böylece ne olacağını bilerek plan yapmak ve hazırlıklı olmak isterler. Esneklik arayanlar ise, kararlı olmaktan çok meraklıdırlar. Herhangi bir konuda vermeleri gereken kararı mümkün olduğu kadar geciktirirler; çünkü henüz yeteri kadar bilgi sahibi olmamışlardır. Ayrıca bilginin tecrübeye dayandığına inandıkları için, kendilerine sürekli ve yeni (ve çok kere kaldırabileceklerinden fazla) tecrübe kazandıracak her şeye hazırdırlar.
  • Esneklik arayanlar bir konu ile bir çok olgunun dikkate alınması gerektiğini ve henüz birçoğu hakkında yeterli bilgi sahibi olmadıklarının bilincinde olarak, yargılama tipinin karar verme aceleciliğine dehşetle bakarlar. Yapısalcı kişiler için en uygun söz, “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” sözüdür.
  • Yapısalcı kişiler belirgin özellikleri; sistemli çalışma, eşyaların düzenli tutulması, planlı yaşantı, gayretlilik, kararlılık, otorite uygulamak, kararlı görüş, monotonluğa uyum gösterebilmektir. Esneklik arayanlar belirgin özellikleri ise; kendiliğindenlik, açık fikirlilik, anlayış, tolerans, merak, macera zevki, uyum sağlama (adaptasyon) yeteneğidir.
  • Yapısalcı kişiler zamanı sınırlı bir kaynak olarak görür ve teslim tarihini ciddiye alırlar. Esneklik arayanlar içinse zaman yenilenebilir ve bitmeyen bir kaynaktır, dolayısıyla teslim tarihini esnek olarak kabul ederler.

 

7. Benzerlik- Farklılık Arama Boyutu:

       İnsanların bir kısmı (%5-10) sadece farklılıklara odaklıdır. Bir kısmı (%5-10) ise sadece benzerliklere odaklıdır. Büyük kısmı (%55) ise önce benzerlikleri sonra da farklılıkları görürler. Geri kalan kısım (%25) ise önce farklılıkları sonrasında ise benzerlikleri görürler.

       Benzerlik gören kişiler, gördükleri ve yaşadıkları durumları genelleme eğilimi taşırlar. Hepsi aynı gelir, küçük farkları görmezler. Örneğin iki farklı para çeşidi onlar için sadece paradır. İkinci grup ise, sadece farklılıkları görür. Yani gördükleri paralar farklıdır. Biri demirdir, diğeri ise kağıt. İki para da tamamen farklıdır. Üçüncü grup, iki durum arasında önce benzerlikleri sonra da farklılıkları görür. Bunların önce para olduğunu farkederler, fakat birinin kağıt diğerinin ise demir olduklarını sonradan belirtirler. Dördüncü grup ise önce farklılıkları gören ve sonra da benzerliklerden söz eden insanlardan oluşur. Yani  temelde paralar farklıdır (kağıt ve demir) ancak hepsi de sonuçta paradır.

       Benzerlik odaklı insanlar değişime sıcak bakmazlar. Hayatlarında devamlılık ve rutinlik olsun isterler. İşlerini pek değiştirmezler. Dünyayı benzerliklerle görürler, değişik olan şeyleri hafızadan silerler. Farklılık odaklı insanlar ise, hayatlarında gelişim ve değişim olsun isterler. Dünyayı farklılıklarla görürler ve aynı olan şeyleri hafızadan silerler.

 

8. Temsil Sistemleri Boyutu:

       Dünyadan gelen bilgiyi kodlarken duyularımızı kullanırız. Gelen bilgiyi de ağırlıklı olarak görsel, işitsel ve dokunsal duyularımızla temsil etmekteyiz. Ölçekte çıkan değer öncelikli temsil sisteminizi ifade etmektedir. Her birinden yüksek puan almış olsanız da mutlaka birini diğerlerine göre öncelikli olarak kullanırsınız. Ve bu durum sizin motivasyon yapınızı etkiler.

Görsel Temsil Sisteminin Motivasyonel Özellikleri

  • Dünyayı görüntüler ve resimler halinde algılarlar. Dolayısıyla görsel unsurlardan motive olmaları söz konusudur. Gözlerinin önünde motivasyon yaratan şeyin resmi belirir.
  • Beyinlerindeki bu görüntülerle uyumlu olmaya çalıştıkları için, çok hızlı konuşma eğilimindedirler.
  • Genellikle görsel mecazlarla konuşurlar (ne dediğini görmek, açıkça belli olmak, yakından bakmak vb.)
  • Genelci, hayalci ve gelecek yönelimlidirler.
  • Günümüz dünyasının bir sonucu olarak tüm insanların yarından fazlası görsel özelliği başat olarak kullanırlar. Günümüz toplumu görsellerin hakimiyetindedir. Görsel sanatlar ve görsellliğin yoğun olarak kullanıldığı meslek dallarıyla uğraşan kişiler bu özelliğini başat olarak kullanırlar.

İşitsel Temsil Sisteminin Motivasyonel Özellikleri

  • Dünyayı daha çok seslerle algılarlar. Dolayısıyla işitsel unsurlardan motive olmaları söz konusudur. Kulaklarına motivasyon yaratan şeyin sesi gelir. Birinin konuşması, alkış sesleri, istediği arabanın motor sesi vb.
  • Kullandıkları kelimelere ve ses tonlarına çok dikkat ederler.
  • Konuşmalarında genellikle sesle ilgili mecazlara ve sözcüklere yer verirler (Kulakları tırmalamak, söz dinlememek, saçma sapan konuşmak, dilini tutmak, dili dolanmak vb)
  • Konuşurken ayrıntılara girer ve uzun uzun konuşurlar. Ayrıntıcı ve mantıksaldırlar.
  • Ses sanatçıları, spikerler ve müzikle vb. meslek dallarıyla uğraşan kişiler bu özelliğini başat olarak kullanırlar.

Dokunsal Temsil Sisteminin Motivasyonel Özellikleri

  • Duyumlara ve hislere göre dünyayı algılarlar. Dolayısıyla dokunsal unsurlardan motive olmaları söz konusudur. Onları motive eden şey her neyse ona dokunmaları ile ya da onun bedenlerinde bıraktığı hisle motive olurlar.
  • Sesleri derinden gelir, oldukça yavaş ve tane tane konuşurlar.
  • Genellikle konuşmalarında fiziksel dünyadan mecazlar kullanırlar (temas kurmak, sıcakkanlı olmak, altını çizmek parmak basmak, vb).
  • Sosyal insanlardır, şimdi de yaşarlar ve duyguları yoğun şekilde ifade ederler.
  • Sporcular, el işleriyle uğraşanlar, cerrahlar vb. meslek dallarıyla uğraşan kişiler, bu özelliğini başat olarak kullanırlar.

 

Yayın tarihi Kategoriler Genel